SUNUŞ
"Şafak revizyonistleri, “Lenin-Stalin ve Mao Zedung'un, M. Kemal tahlilleri bize ışık tutmalıdır” diyorlar. Evet, biz de aynı kanaatteyiz. Böyle bir ışığa çok gereksinimleri var. Baksanıza, karanlıkta el yordamıyla yürümeye çalışan körlere benziyorlar. Ama, bunlarınki körlüğün başka bir çeşidi: Siyasi körlük."
— İbrahim Kaypakkaya
Tüm-Birlik Komünist Partisi (Bolşevikler) Merkez Komitesi Politbüro Toplantısı (12 Mayıs 1927) 101 Numaralı Protokolü'nden alınmış olan bu parça, Stalin yoldaşın "Eserler" derlemesinde (ve diğer resmi derlemelerde) olmayan bir eseridir.
İK yoldaş, "Stalin yoldaş, Kemalizme milli burjuva değil diyor" derken haksızdı, Stalin birçok yerde Kemalizmi milli burjuva hareketi olarak tanımıştır. Bu yarım bir alıntıyı hatalı (milliyi "milli" olarak değil de "komprador ama gayr-i muslim değil, Türk" olarak) yorumlamaktan gelir. Yani İK yoldaş, Stalin yoldaş adına konuşurken haksızdır ama şurada açık ve seçik olarak doğrulanmıştır: İK, TİİKP'nin M. Kemal'i Sun Yat-sen'e benzetmesine cevaben, "Mustafa Kemal'i Sun Yat-sen benzetmek doğru değildir, Ciang Cieşi'ye benzetmek daha doğrudur" der.
Stalin de Trotskiy'in ve Zinov'yef'in Çin devrimi üzerine tezlerini eleştirirken Kemalizmin sol-Guomindang ile benzeşmediğine (bu durumda aynısı/dengi olmasa dahi [İK'nin Ciang Cieşi tespitini haklılarcasına!] sağ-Guomindang'a daha yakın olduğu ortaya çıkar), Kemalistler ile sol-Guomindang arasındaki farkın 1905 Rusya'sındaki devrimci narodnikler (sol) ile kadetler (sağ) arasındaki fark olduğunu açıklar.
Lenin yoldaş iki liberal kamptan bahseder: 1) "Liberal" (gerici, yozlaşmış, jironden gelenekten gelme veya etkilenme, devrim düşmanı liberal), 2) Liberal-demokrat (ilerici, devrimci liberal geleneklere bağlı, jakoben gelenekten gelme veya etkilenmiş, emperyalizm ve proleter devrimler çağında dünya devriminin merkezi sosyalist ülkelere dost ve müttefik liberal). Peki, Liberal-demokrat nedir? En basit olarak en sağında radikal-demokrat liberalizmden (Fransız, Macar, Leh devrimcileri vb.) en solunda popülizme (Rus narodnikleri, Sun Yat-sen hareketi vb.) giden hareketlerdir. Bunların ortak noktaları, milliyetçi ve radikal demokrat olmalarıdır. Programları aristokrasiyi de kapsayabilse de (19. yüzyıl Leh devrimcileri örneğinde olduğu gibi [ki Marks bu korkaklığı eleştirmiştir]), aslında yeni gelişmekte olan milliyetçi burjuvazinin özlemlerini temsil ederler.
Bu yazıdan 7 sene önceki bir konuşmasında Lenin yoldaş, Kemalizmin, Kadet (gerici liberalizm içinde sol-liberal, önce reformist sonrasında karşı-devrimci) ve Oktobrist (gerici liberalizm içinde sağ-"liberal"/muhafazakar, karşı devrimci) bulaşımı bir milliyetçi hareket olduğunu söyler.
Burada da Lenin yoldaşın tanımlaması (nüans konularda bilemeyeceğinden dolayı doğal eksiklikler olsa da), onun devrimci uyanıklığını ortaya koymaktadır ve Kemalizmin devrimciliği meselesinde çarpıtmalara çok açık cevaptır. Lenin ve Stalin yoldaşlar, Kemalizmi bir milli devrim olarak görürler ama liberal demokrat olarak görmezler, aksine gerici liberal-muhafazakar olarak görürler.
Buna cevap vermeye çalışanlar Komünist Enternasyonal Programı'nda Türkiye'nin sayılmasına, yani onun Afganistan tipi anti-emperyal feodal ilericilik olmadığına, dünya devrimi müttefiki burjuva-milli devrim olduğuna atıfta bulunurlar. Evet, Türkiye'de İstiklal Harbi, dünya proleter devriminin geçici müttefikiydi. Geçicidir çünkü o, savaş sonrasında (mesela İkinci Savaş sonrasındaki milli burjuva iktidarları aksine) dünya devrimine aktif-pasif destek olmamıştır, aksine köstek olmuştur. O, yanı başındaki Sovyetlerle "dostane" ilişkilerine rağmen her zaman kendisini kapitalist dünya kampı içinde görmüş ve buna oynamıştır. Belirtilmeli ki bu açıdan İK yoldaş, Kemalist hareketin iktidara gelmeden önceki güdük anti-emperyalist yanını belirtmemekle tek yanlı bir hataya düşmüştür. Bu hatayı ise daha en geç 1976'larda proleter devrimci hareket düzeltmişken, Marksizmin zaferiyle sonuçlanan 1. Konferans, bu eksikliği resmen gidermiştir.
Lenin ve Stalin'in sınıflandırmaları, Kemalizmi milli burjuva görseler dahi (ki bu konuda onlardan ayrışmakta, İK'nin Komprador burjuvazi ve feodal toprak ağalarının feodal-faşist kliği değerlendirmesini kabul etmekteyiz), Kemalizme alakası olmadığı "devrimci", "ilerici", "Jakoben" gibi payeleri biçen sağ sapmalara açıkça karşı çıkmaktadır.
Kemalizme "jakoben" diyenlere şu soruyu sormak gerekir: Kemalist istibdad, "hürriyetin istibdadı" mıydı, yoksa bir avuç komprador patronların ve feodal ağaların istibdadı mı? İkincisine katılınmasa dahi, herhalde birincisini iddia etmek kocaman bir saçmalık olacaktır.
Kemalizm, hürriyeti getirmemiştir, aksine, 1908 burjuva-demokratik devriminden (1923-1925 dönemine gelene dek zaten çoktan yozlaşsa da) kalan kısıtlı hürriyeti de boğmuştur. Kemalizm, 1924 Anayasası ile (zaten budanmış) anayasayı daha da gerici-otokrat bir hale sokmuş, 1925 Takrir-i Sukûn Kanunu ile faşist bir tek parti diktatörlüğü kurmuştur. Bu, komprador kapitalistlerin ve feodal toprak ağalarının feodal faşist diktatörlüğüydü.
Lenin ve Stalin yoldaşların diğer meşhur değerlendirmelerini (özellikle Kemalizmin bir toprak devrimi ihtimali aleyhine gelişen devrim oluşuna dair Stalin yoldaşın meşhur değerlendirmesini), zaten hal-i hazırda yeterince meşhur oldukları için ayriyeten burada anmayı gereksiz sayıyoruz.
Son bir not da çeviriye dair. Metinde Stalin yoldaş "Kemalist milli-burjuvazi" için "anti-devrimci" demektedir. Kuşkusuz "anti" kelimesi, literal anlamıyla "karşıtı", "zıttı" anlamlarına, daha geniş ifadesiyle tersi izdüşümüne tekabül eder. Yani nihayetinde bu anlamıyla "karşı"dır. Lakin Stalin yoldaş metin içinde "karşı-devrimci çete" (контрреволюционную банду) ibaresi de kullandığı için, her ne kadar literal kelime anlamı aynı olsa da yapılan farklı terim kullanımını yansıtmak için Türkçe'de çok da bir kullanımı olmayan (ve bu yüzden garip duran) "anti-devrimci" şeklinde bir yarı-uyarlamasını yaptık. Yine Çince isimleri Türkçe'deki veya Rusça'daki kullanımlarına göre değil, Türkçe karakterlerle romanizasyona göre yazdık. Mesela, "Çan Kay-şek" değil, Ciang Cieşi (Pinyin, telaffuzu "Can Ceşi"ye yakın); "Kuomintang" (Wade-Giles) veya "Gomindan" (Rusça) değil, Guomindang (Pinyin, telaffuzu "Guvmindan'"a yakın).
***
G. Zinov'yef ve L. Trotskiy'in Çin sorunu üzerine tezlerine dair
"(...)
III. DEVRİMCİ GMD
Zinov'yef yoldaşın ikinci hatası, onun Guomindang'ın sınıf karakterini yanlış anlamasıdır.
Yol[daş]. Zinov'yef yazıyor:
“Ve mevcut Guomindang'ı, yaklaşık olarak 1920'nin Kemalist Partisi ile karşılaştırmak en doğrusu olur. O günlerde Kemalist Parti, çabayla kendisini devrimci, "neredeyse" Bolşevik parti olarak gizledi, işçilerle flörtleşti, köylü kitlelerini yanına çağırdı, komünistlerle işbirliğine izin verdi, hükümetini 'Sovnarkom' [Halk Komiserleri Konseyi] olarak isimlendirdi vb. Ama uygun zamanı bekleyip "sırası gelince" komünistleri, liderlerinden bazılarını katlederek (Subhî yoldaşın cinayeti vb.) yer altına sürdü ve muhafazakar bir iç politikayla burjuva-milli bir hükümet yarattı” (bakınız “tezler”).
Zinov'yef yoldaşın burada bahsettiği ne çeşit bir Guomindang'dır? Eğer sağ-Guomindang'dan bahsediyorsak, Nancing'deki Guomindang'dan bahsediyorsak, o zaman sınıflandırma tamamen hatalı kabul edilmelidir, çünkü sağ-Guomindang hakkında yalnızca Ciang Cieşi ve onun karşı-devrimci çetesine kıyamayanlar bu şekilde nazikçe konuşabilirler. Zinov'yef yoldaşın yazdığı şekliyle sağ-Guomindangçıların "komünistlerle işbirliğine izin verdiği" doğru değildir. Sağ-Guomindangcılar yalnızca komünistlerle işbirliğine izin vermemekle kalmıyorlar, bilakis, direkt olarak Çin'deki mevcudiyetlerine dahi tahammül göstermeyip onları sağda solda vuruyorlar.
Zinov'yef yol[daş]. bunu nasıl "unutur"?
Eğer sol-Guomindang'dan, mevcut durumda komünistlerle Guomindang arasındaki işbirliğinin gerçekleştiği Vuhan'daki Guomindang'dan bahsediyorsak, o zaman Zinov'yef y[oldaşın]. sınıflandırması, Vuhan'daki Guomindang'ın tuttuğu yolun, Türk komünistlerinin düşmanları Türkiye'deki Kemalistlerin tuttuğu ve tutmaya devam ettiği yolun direkt zıttı yöndeki bir yol olduğundan iki kere yanlış kabul edilmelidir.
Kemalizmin politikası, hiç veya neredeyse hiç proletaryası olmayan bir ülkedeki anti-devrimci [антиреволюционной] milli burjuvazinin siyaseti, köylü hareketinin önünü kesmek ve ticarî kapitalin hakimiyetini kurmak için hesaplanmış bir siyasetidir. Devrimci Guomindang'ın siyaseti, az veya çok kayda değer bir devrimci proletarya olan bir ülkedeki tarım devrimi siyaseti, kırsal ve şehirli küçük burjuvazi ile proletarya arasındaki bir blok siyaseti, Çin'i Orta Çağ'dan, militarizmden, emperyalizmden kurtarmak için hesaplanmış bir siyasettir. Tüm gerekli çekinceleri akılda tutup da meşhur bir farz-i misâlde bulunursak, denilebilir ki sol-Guomindangçılar ile Kemalistler arasında fark neredeyse, mesela, aşağı yukarı 1905 Rusya'sındaki devrimci Narodnikler ve Kadetler arasında var olmuş olan farklılık gibidir. Bu arada bu durum da komünistlerden hiç kimsenin henüz komünistlerin Kemalist Parti'ye katılımı konusunda geveleyememişken, komünistlerin Guomindang'a katılımı meselesinin konuşulabildiğini ve konuşulması gerektiği gerçeğini açıklayabilmelidir.
Zinov'yef yoldaş bir yandan Türkiye ve Çin arasındaki, diğer yandan da sol-Guomindang ile Kemalistler arasındaki bu temel farkı nasıl "unutabilir"?
Devrimci Guomindang, şehir ve kır küçük-burjuvazisinin proletarya ile blokunun partisi, devrimci Narodniklerle Komünistlerin blokunun partisidir.
Zinov'yef yoldaşın hatası, Guomindang'ın sınıf karakterini anlayamaması, Türkiye ile Çin'i, devrimci Narodniklerle anti-devrimci Kadetleri karıştırması ve nihayetinde onları tek bir yumak haline getirmesidir.
(...)"
