22 Ocak 2026 Perşembe

Çin Komünist Partisi - Lin Biao'nun "Yaşasın Halk Savaşının Zaferi" [1965] hakkında yorumlar (1979)

SUNUŞ



Aşağıda çevirdiğimiz kısa pasaj, yakın zamanda elde ettiğimiz bir broşürden çevrilmiştir. Broşürdeki materyaller, ön sözdeki bilgiye göre, "Çin Halk Cumhuriyeti'ni 1979'da ziyaret eden bir Üçüncü Dünya delegasyonu"ndan sağlanmıştır.[1] Buradaki ifadenin muğlaklığından bunun illegal bir ziyaretin ürünü olduğu anlaşılıyor. 1979 içinde Çin'i ziyaret eden bu grubun kim olduğunu bilmiyoruz. 1979 yazında Hindistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist) Kurtuluş [Communist Party of India (Marxist-Leninist) Liberation]'un bir ziyaret yaptığını biliyoruz.[2] Bir ihtimal bu gruptan alınabileceğini düşünebilsek de broşürün distribütörleri olan Kuzey Amerika'da Hint Halk Derneği (Indian People's Association in North America, IPANA), Satyanarayan Singh'in HKP (M-L) Geçici Merkez Komitesi'nin taraftarlarıydı. Yani şimdilik bu ziyaretin hangi grupça-gruplarca yapıldığı bizim için bir muamma.

Lin Biao'nun ihaneti ve darbe girişimi ardından Yaşasın Halk Savaşının Zaferi de sirkülasyondan çekildi. Bilindiği üzere bundan önce bu makalenin yoğun dağıtımı yapılmaktaydı. Lakin o dönem dahi hatalı görüşleriyle içeride ve dışarıda bazı eleştiriler almıştı.

Buraya aldığımız dönem içinde ÇKP çoktan karşı-devrimci bir teşkilat olmuştuysa da, hem yapılan yorumda karşı-devrimci bir içerik olmadığı, hem de makalenin arka planı üzerine verdiği bilgi nedeniyle yayınlamakta fayda görüyoruz. Görüldüğü üzere karşı-devrimci ÇKP bile esasen Lin Biao'nun makalesinin (hatalı görüşleri ayıklanmış veya hataları akılda tutularak okunmuş halde) referans materyal olarak kullanılmasında bir beis görmemektedir zira bu yazı esasen bir ÇKP yazısıdır ve nasıl komisyon tarafından hazırlanmış ÇKP 9. Kongre Raporu'nda Lin Biao ismi olması raporu onun yapmazsa,[3] aynısı bu makale için de geçerlidir. Biz Yaşasın Halk Savaşının Zaferi'nin okunmasında bir sakınca görmüyoruz, bilakis hatalı görüşler ayıklandığında bu makalenin gayet faydalı bir hale geleceğini düşünüyoruz.

Lin Biao'yla mücadele dönemini burada anlatmak uzun süreceği için geçiyoruz, bununla birlikte bir konuya değinmemek olmaz. Lin Biao parlak bir devrimci maziyi karşı-devrimin safına geçerek ve bu saftayken ölerek kendisi elinin tersiyle itmiştir. Bununla birlikte Lin Biao'nun reddettiği bu devrimci mirası bizim reddetmemiz için bir sebep yoktur. Tarihte devrim safından karşı-devrim safına iltihak eden çok olmuştur, lakin devrimci saflardayken emekleri ortadan kalkmamıştır. Esasen bu emekler hareketindir, bütünündür, onlar karşı-devrime geçerek hareketten ve emeklerinden ayrılmış olurlar. Lin Biao zaten düşmüştür, bizim onu olduğundan daha fazla düşürmemizin gereği yoktur.

Materyal hakkında son bir söz. Broşürün bir sorunu şudur ki çeviriler çok kötüdür. Broşür boyunca dizgi hataları, bozuk isimler, anlam bozuklukları, düşüklükler tekrar etmektedir. Bunda büyük ihtimal sorun orijinal raporları yazanların anadilinin İngilizce olmamasıdır. Mesela aşağıda ezilen milletlerde Amerika vb. anılırken okuyucu bunu halklar olarak anlamalıdır, zira Amerikan milleti ezilmemektedir lakin halkı, her halk gibi, kendi sömürücülerince ezilir.

Son söz olarak broşürü tarafımıza sağlayan woodsmokeblog sayfası yönetimine teşekkür ederiz.

[1] "Preface" (November 1980). Asia News & Information Service. içinde: "Experiences of Chinese revolution: Some Unpublished Notes". Asia News & Information Service. 1st Ed., November 1980. Montreal, Canada. Sayfa: ... [numarasız birinci sayfa].
[2] "Mao and his thought" (January 1991). Mishra, Vinod. içinde: "Selected Works". Mishra, Vinod. Central Committee of the Communist Party of India (Marxist-Leninist). 1st Ed., 1999. Delhi. Sayfa: 207.; "CPI(ML) - The firm defender of the revolutionary legacy of Indian communists". Mishra, Vinod. içinde: Ibid. Sayfa: 300.; "Remembering Mao" (December 26, 1993). Mishra, Vinod. içinde: Ibid. Sayfa: 404.
Broşürde de genelde tarihsiz olan yazılardan birisinde 22 Temmuz 1979 tarihi vardır, yani 1979 yazı.
[3] "Çin Komünist Partisi Onuncu Millî Kongresine Rapor". Cu, En-lay. içinde: "Çin Komünist Partisi 10. Milli Kongresi Belgeleri". Aydınlık Yayınları. 1. Baskı, Ekim 1974. İstanbul. Sayfalar: 8-10.

***

LİN BİAO'NUN YAŞASIN HALK SAVAŞININ ZAFERİ HAKKINDA YORUMLAR


Kitabın bir formülasyonu dünya şehirlerinin dünya kırlarından sarılmasıdır; bu formülasyon doğru değildir. Bu formülasyon partimizin Merkez Komitesi Politbürosu tarafından tartışılmamıştır ve olgun değildir.

Bir başka formülasyonu kırları kullanıp şehirleri çevirme ve en son da şehirleri işgal olan Çin devrimci yolunun evrensel olarak tüm dünyanın bütün ezilen milletleri ve halklarınca uygulanabilir oluşudur; bu da aynıyla doğru değildir. Eğer ki bunun evrensel olarak uygulanabilirliğinden bahsederseniz, bu Japonya, ABD ve Avrupa'nın diğer devletleri gibi ezilen milletlerin [sic] de dahil edilmesi gerektiği anlamına gelir. Avrupa'da nüfusun çoğunluğu şehirlerde yoğunlaşmıştır ve o ülkelerin köyleri şehirlere bel bağlamaktadır. Latin Amerika ülkelerinin bazılarında şehirler[deki nüfus], kırsalı kat be kat aşmaktadır. Bu yüzden, Japonya veya Avrupa ülkelerinin bazıları için devrimci yolları şehirlerde ayaklanma yoludur.

Diğer formülasyonlar doğrudur ve referans olarak alınabilirler.

(Bu kitap Lin Biao adına yayınlanmıştır lakin onun tarafından yazılmamıştır.)

"Experiences of Chinese revolution: Some Unpublished Notes". Asia News & Information Service. 1st Ed., November 1980. Montreal, Canada. Sayfa: 92.

27 Aralık 2024 Cuma

Stalin - Polikarp Mdivani'ye telgraf (30 Kasım 1920)

SUNU


Türk-Sovyet Antlaşması'nın nasıl bir durumda imzalandığını gösteren bir belge yayınlıyoruz. Bu belge her ne kadar ne Lenin'in, ne de Stalin'in eserleri içinde (Rusça ve diğer dillerde) yer almasa da birçok defa Sovyet kaynaklarında atıf görmüş, "Lenin ve Stalin adına gönderilmiş" şekliyle yayınlanmıştır (oysa Politbüro talimatınca, Lenin dahil Politbüro üyeleriyle istişare sonucu Stalin tarafından gönderilmiştir). Tam metni Barsyegof'un Gyenotsid Armyan isimli belgeler derlemesine alınmıştır.[1]


Yakın zamanda yayınlanan bir yayında Stalin'in şöyle dediği ikincil bir ağız olan Esendal'ın yazdığı bir rapordan aktarılıyor:[2]


"Stalin bir takım komünistlerin Anadolu'ya girip ordu arasında harp aleyhinde propaganda yapıp orduda iki taraf peydah ettiklerini ve Mustafa Kemal Paşa'nın onları haps ettiğini ve pek isabet ile komünistleri şiddetle tecziye etmeli dedi. Ve ilave ederek biz onlara öyle bir ders vereceğiz ki bir daha propaganda ne demek olduğunu anlayacaklardır dedi. ..."


Bu sözleri söylediği iddia edildikten birkaç gün sonra Stalin, Türk komünistlerinin ordu içinde propagandası desteklenmeli diyor! Kuşkusuz bu, yayınlayanların ima ettiği aksine, durumu açıkça ortaya koymaktadır. Stalin, Kemalist temsilcisi karşısında safı oynamıştır.


EDİTÖR

2024.12.27.


[1] Biz transkribe formunu esas aldık: "№ 949 ТЕЛЕГРАММА И. СТАЛИНА ПОЛНОМОЧНОМУ ПРЕДСТАВИТЕЛЮ РСФСР В АНГОРЕ П. МДИВАНИ".

[2] "Katledilmelerinin 103. yılı: Mustafa Suphi ve yoldaşları Ankara ve Bolşeviklere karşı | Bakü'de yapılan görüşmeden... Stalin: 'Anadolu'daki bir takım komünistler cezalandırılmalı...'". Uçar, Özgün. #tarih. Ekim 2024. Sayfa: 58.; not: Yayınlayanlar transkripsiyonu imlada sadeleştirmiştir.

Abes bir duruma imza atarak Özgün Uçar, yayınladığı belgenin numarasını vermemiştir. Belge şudur:

- Dışişleri Bakanlığı Türk Diplomatik Arşivi. Fon: 571. Kutu: 34724. Gömlek: 136608. Sıra: 31.

Bu suret kopyasıdır. Bir de daha eski tarihli kopyası mevcuttur lakin bunda da kağıt çok ince olduğundan arka yüz ön yüze çıkmıştır, okuması daha zordur:

- Dışişleri Bakanlığı Türk Diplomatik Arşivi. Fon: 571. Kutu: 34836. Gömlek: 137532. Sıra: 5.


***

ANKARA'DAKİ TAM YETKİLİ RSFSC ELÇİSİ P. MDİVANİ'YE Y. STALİN'İN TELGRAFI


Türklerle Kars'tan sebep "kavganın" istenmeyişi ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerde RSFSC'nin arabuluculuğu için Sovyet Azerbaycanı'yla sınır sorununun kullanılması üzerine


[G. Orconikidze vasıtasıyla iletildi]


(30 Kasım 1920)


Notlar: "İnform", "Kafkasya", "Ermenistan", "MK Arşivi", "gelişi MK № 1951/24.01.22 yılında" 


Kars'tan sebep Kemalistlerle savaşmamalıyız, lakin her şeyi de direkt olarak veremeyiz; Kemalistleri Aleksandropol [Gümrü]'ü Sovyetleşmekte olan Ermenistan için bize vermeye ikna etmeliyiz. Eğer arabulmanın reddi Ermenistan ve Türkiye arasındaki barış görüşmelerine dahlimizi dıştalıyorsa, o zaman Türklere de, Ermenilere de bu durumda Zangezur[1] ve Nahçivan uyezdlerinin Ermeni-Türk konferansında bir gündem olamayacağını, zira bu iki bölgenin de Rusya ile ittifak halinde olan Ermenistan ve Azerbaycan arasında ihtilaflı olduğunu hatırlatmak gerekir. Eğer Ermenistan'ın iç Sovyetleşmesi Rus askerlerinin Ermenistan'da varlığını gerektirmiyorsa, [bu] Sovyetleşmeye karşı değiliz. Karabekir'in askerlerimizin Ermenistan'a girişi ve Türk kuvvetlerinin Batı Cephesi'ne kaydırılışı hususundaki beyanını kontrol etmeni ve beyanı ciddi ise bize gerekçelerini bildirmeni istiyoruz. İki hususun kontrol edilmesi elzemdir: Karabekir kuvvetleri Ermenistan içine sokma önerisiyle bizi Antanta ile hazırlıksız bir çatışmaya sokup böylece Antanta'nın Batum'a çıkarma yapması için elini mi açmaktadır? Kemalistlerin bizi henüz Antanta için terk etmediğini varsayabilir miyiz? Eğer öyleyse, gerekçelerini açıkla. Türkiye'de, bilhassa da Kemal'in ordusunda Sovyet ajitasyonu için elinden geleni ardına koyma, Türk komünistlerinin Türkiye ile Rusya arasında Antanta'ya karşı işbirliği için geniş bir kampanya açmasını sağla. Mesajların çok kısa; daha detaylı bilgi ver.


Lenin, Trotskiy, Kamyenyef ve Y. Stalin arasındaki telefon görüşmeleri üzerine Politbüro adına gönderildi.[2][3]


_______________

[1] Belgede genişlemesine [Ç.N.: Rusça'da bir şeyin altını çizmek için onu geniş ve boşluklu yazarsınız. Bunun adı razryadka olup, kabaca italik yazmak yerine geçer. Biz italik kullandık.]

[2] Belgede altı çizili. Buradan itibaren metin Y. Stalin'in el yazısından.

[3] Bu belgenin kopyasında "bilgi" kelimesinden sonra şu metin gelmekte: "Politbüro talimatları [uyarınca] imzalandı, Lenin ve Stalin. Bu not ivedilikle Mdivani'ye ulaştırılmalı, bir kopyası Orconikidze'ye verilip [tarafından] okunmalı. Mdivani'den 13 Kasım'da gelen son radyogramı anlayamadım, lütfen tekrar et. Stalin. 1 Aralık 1920'de V. Kryuçkof tarafından deşifre edildi." (bkz. Ibid. L.: 2.)


RGASPİ. F.558. Op.2. D.82. L.1. Orijinal. El yazısı.

8 Eylül 2024 Pazar

Stalin - "G. Zinov'yef ve L. Trotskiy'in Çin sorunu üzerine tezlerine dair" (12 Mayıs 1927) [KISA PARÇA]

SUNUŞ


"Şafak revizyonistleri, “Lenin-Stalin ve Mao Zedung'un, M. Kemal tahlilleri bize ışık tutmalıdır” diyorlar. Evet, biz de aynı kanaatteyiz. Böyle bir ışığa çok gereksinimleri var. Baksanıza, karanlıkta el yordamıyla yürümeye çalışan körlere benziyorlar. Ama, bunlarınki körlüğün başka bir çeşidi: Siyasi körlük."

— İbrahim Kaypakkaya


Stalin yoldaş (kaynak: "Фотография. И.В. Сталин.". Федеральное государственное бюджетное учреждение культуры и искусства "Центральный военно-морской музей имени императора Петра Великого" Министерства обороны Российской Федерации. КП (ГИК): ЦВММ КП ФГ О-17478/2. Госкаталог: 30288301.)


Tüm-Birlik Komünist Partisi (Bolşevikler) Merkez Komitesi Politbüro Toplantısı (12 Mayıs 1927) 101 Numaralı Protokolü'nden alınmış olan bu parça, Stalin yoldaşın "Eserler" derlemesinde (ve diğer resmi derlemelerde) olmayan bir eseridir.


İK yoldaş, "Stalin yoldaş, Kemalizme milli burjuva değil diyor" derken haksızdı, Stalin birçok yerde Kemalizmi milli burjuva hareketi olarak tanımıştır. Bu yarım bir alıntıyı hatalı (milliyi "milli" olarak değil de "komprador ama gayr-i muslim değil, Türk" olarak) yorumlamaktan gelir. Yani İK yoldaş, Stalin yoldaş adına konuşurken haksızdır ama şurada açık ve seçik olarak doğrulanmıştır: İK, TİİKP'nin M. Kemal'i Sun Yat-sen'e benzetmesine cevaben, "Mustafa Kemal'i Sun Yat-sen benzetmek doğru değildir, Ciang Cieşi'ye benzetmek daha doğrudur" der.


Stalin de Trotskiy'in ve Zinov'yef'in Çin devrimi üzerine tezlerini eleştirirken Kemalizmin sol-Guomindang ile benzeşmediğine (bu durumda aynısı/dengi olmasa dahi [İK'nin Ciang Cieşi tespitini haklılarcasına!] sağ-Guomindang'a daha yakın olduğu ortaya çıkar), Kemalistler ile sol-Guomindang arasındaki farkın 1905 Rusya'sındaki devrimci narodnikler (sol) ile kadetler (sağ) arasındaki fark olduğunu açıklar.


Lenin yoldaş iki liberal kamptan bahseder: 1) "Liberal" (gerici, yozlaşmış, jironden gelenekten gelme veya etkilenme, devrim düşmanı liberal), 2) Liberal-demokrat (ilerici, devrimci liberal geleneklere bağlı, jakoben gelenekten gelme veya etkilenmiş, emperyalizm ve proleter devrimler çağında dünya devriminin merkezi sosyalist ülkelere dost ve müttefik liberal). Peki, Liberal-demokrat nedir? En basit olarak en sağında radikal-demokrat liberalizmden (Fransız, Macar, Leh devrimcileri vb.) en solunda popülizme (Rus narodnikleri, Sun Yat-sen hareketi vb.) giden hareketlerdir. Bunların ortak noktaları, milliyetçi ve radikal demokrat olmalarıdır. Programları aristokrasiyi de kapsayabilse de (19. yüzyıl Leh devrimcileri örneğinde olduğu gibi [ki Marks bu korkaklığı eleştirmiştir]), aslında yeni gelişmekte olan milliyetçi burjuvazinin özlemlerini temsil ederler. 


Bu yazıdan 7 sene önceki bir konuşmasında Lenin yoldaş, Kemalizmin, Kadet (gerici liberalizm içinde sol-liberal, önce reformist sonrasında karşı-devrimci) ve Oktobrist (gerici liberalizm içinde sağ-"liberal"/muhafazakar, karşı devrimci) bulaşımı bir milliyetçi hareket olduğunu söyler.


Burada da Lenin yoldaşın tanımlaması (nüans konularda bilemeyeceğinden dolayı doğal eksiklikler olsa da), onun devrimci uyanıklığını ortaya koymaktadır ve Kemalizmin devrimciliği meselesinde çarpıtmalara çok açık cevaptır. Lenin ve Stalin yoldaşlar, Kemalizmi bir milli devrim olarak görürler ama liberal demokrat olarak görmezler, aksine gerici liberal-muhafazakar olarak görürler.


Buna cevap vermeye çalışanlar Komünist Enternasyonal Programı'nda Türkiye'nin sayılmasına, yani onun Afganistan tipi anti-emperyal feodal ilericilik olmadığına, dünya devrimi müttefiki burjuva-milli devrim olduğuna atıfta bulunurlar. Evet, Türkiye'de İstiklal Harbi, dünya proleter devriminin geçici müttefikiydi. Geçicidir çünkü o, savaş sonrasında (mesela İkinci Savaş sonrasındaki milli burjuva iktidarları aksine) dünya devrimine aktif-pasif destek olmamıştır, aksine köstek olmuştur. O, yanı başındaki Sovyetlerle "dostane" ilişkilerine rağmen her zaman kendisini kapitalist dünya kampı içinde görmüş ve buna oynamıştır. Belirtilmeli ki bu açıdan İK yoldaş, Kemalist hareketin iktidara gelmeden önceki güdük anti-emperyalist yanını belirtmemekle tek yanlı bir hataya düşmüştür. Bu hatayı ise daha en geç 1976'larda proleter devrimci hareket düzeltmişken, Marksizmin zaferiyle sonuçlanan 1. Konferans, bu eksikliği resmen gidermiştir.


Lenin ve Stalin'in sınıflandırmaları, Kemalizmi milli burjuva görseler dahi (ki bu konuda onlardan ayrışmakta, İK'nin Komprador burjuvazi ve feodal toprak ağalarının feodal-faşist kliği değerlendirmesini kabul etmekteyiz), Kemalizme alakası olmadığı "devrimci", "ilerici", "Jakoben" gibi payeleri biçen sağ sapmalara açıkça karşı çıkmaktadır.


Kemalizme "jakoben" diyenlere şu soruyu sormak gerekir: Kemalist istibdad, "hürriyetin istibdadı" mıydı, yoksa bir avuç komprador patronların ve feodal ağaların istibdadı mı? İkincisine katılınmasa dahi, herhalde birincisini iddia etmek kocaman bir saçmalık olacaktır.


Kemalizm, hürriyeti getirmemiştir, aksine, 1908 burjuva-demokratik devriminden (1923-1925 dönemine gelene dek zaten çoktan yozlaşsa da) kalan kısıtlı hürriyeti de boğmuştur. Kemalizm, 1924 Anayasası ile (zaten budanmış) anayasayı daha da gerici-otokrat bir hale sokmuş, 1925 Takrir-i Sukûn Kanunu ile faşist bir tek parti diktatörlüğü kurmuştur. Bu, komprador kapitalistlerin ve feodal toprak ağalarının feodal faşist diktatörlüğüydü.


Lenin ve Stalin yoldaşların diğer meşhur değerlendirmelerini (özellikle Kemalizmin bir toprak devrimi ihtimali aleyhine gelişen devrim oluşuna dair Stalin yoldaşın meşhur değerlendirmesini), zaten hal-i hazırda yeterince meşhur oldukları için ayriyeten burada anmayı gereksiz sayıyoruz.


Son bir not da çeviriye dair. Metinde Stalin yoldaş "Kemalist milli-burjuvazi" için "anti-devrimci" demektedir. Kuşkusuz "anti" kelimesi, literal anlamıyla "karşıtı", "zıttı" anlamlarına, daha geniş ifadesiyle tersi izdüşümüne tekabül eder. Yani nihayetinde bu anlamıyla "karşı"dır. Lakin Stalin yoldaş metin içinde "karşı-devrimci çete" (контрреволюционную банду) ibaresi de kullandığı için, her ne kadar literal kelime anlamı aynı olsa da yapılan farklı terim kullanımını yansıtmak için Türkçe'de çok da bir kullanımı olmayan (ve bu yüzden garip duran) "anti-devrimci" şeklinde bir yarı-uyarlamasını yaptık. Yine Çince isimleri Türkçe'deki veya Rusça'daki kullanımlarına göre değil, Türkçe karakterlerle romanizasyona göre yazdık. Mesela, "Çan Kay-şek" değil, Ciang Cieşi (Pinyin, telaffuzu "Can Ceşi"ye yakın); "Kuomintang" (Wade-Giles) veya "Gomindan" (Rusça) değil, Guomindang (Pinyin, telaffuzu "Guvmindan'"a yakın).


***


G. Zinov'yef ve L. Trotskiy'in Çin sorunu üzerine tezlerine dair


"(...)

III. DEVRİMCİ GMD

Zinov'yef yoldaşın ikinci hatası, onun Guomindang'ın sınıf karakterini yanlış anlamasıdır.

Yol[daş]. Zinov'yef yazıyor:

“Ve mevcut Guomindang'ı, yaklaşık olarak 1920'nin Kemalist Partisi ile karşılaştırmak en doğrusu olur. O günlerde Kemalist Parti, çabayla kendisini devrimci, "neredeyse" Bolşevik parti olarak gizledi, işçilerle flörtleşti, köylü kitlelerini yanına çağırdı, komünistlerle işbirliğine izin verdi, hükümetini 'Sovnarkom' [Halk Komiserleri Konseyi] olarak isimlendirdi vb. Ama uygun zamanı bekleyip "sırası gelince" komünistleri, liderlerinden bazılarını katlederek (Subhî yoldaşın cinayeti vb.) yer altına sürdü ve muhafazakar bir iç politikayla burjuva-milli bir hükümet yarattı” (bakınız “tezler”).

Zinov'yef yoldaşın burada bahsettiği ne çeşit bir Guomindang'dır? Eğer sağ-Guomindang'dan bahsediyorsak, Nancing'deki Guomindang'dan bahsediyorsak, o zaman sınıflandırma tamamen hatalı kabul edilmelidir, çünkü sağ-Guomindang hakkında yalnızca Ciang Cieşi ve onun karşı-devrimci çetesine kıyamayanlar bu şekilde nazikçe konuşabilirler. Zinov'yef yoldaşın yazdığı şekliyle sağ-Guomindangçıların "komünistlerle işbirliğine izin verdiği" doğru değildir. Sağ-Guomindangcılar yalnızca komünistlerle işbirliğine izin vermemekle kalmıyorlar, bilakis, direkt olarak Çin'deki mevcudiyetlerine dahi tahammül göstermeyip onları sağda solda vuruyorlar.

Zinov'yef yol[daş]. bunu nasıl "unutur"?

Eğer sol-Guomindang'dan, mevcut durumda komünistlerle Guomindang arasındaki işbirliğinin gerçekleştiği Vuhan'daki Guomindang'dan bahsediyorsak, o zaman Zinov'yef y[oldaşın]. sınıflandırması, Vuhan'daki Guomindang'ın tuttuğu yolun, Türk komünistlerinin düşmanları Türkiye'deki Kemalistlerin tuttuğu ve tutmaya devam ettiği yolun direkt zıttı yöndeki bir yol olduğundan iki kere yanlış kabul edilmelidir.

Kemalizmin politikası, hiç veya neredeyse hiç proletaryası olmayan bir ülkedeki anti-devrimci [антиреволюционной] milli burjuvazinin siyaseti, köylü hareketinin önünü kesmek ve ticarî kapitalin hakimiyetini kurmak için hesaplanmış bir siyasetidir. Devrimci Guomindang'ın siyaseti, az veya çok kayda değer bir devrimci proletarya olan bir ülkedeki tarım devrimi siyaseti, kırsal ve şehirli küçük burjuvazi ile proletarya arasındaki bir blok siyaseti, Çin'i Orta Çağ'dan, militarizmden, emperyalizmden kurtarmak için hesaplanmış bir siyasettir. Tüm gerekli çekinceleri akılda tutup da meşhur bir farz-i misâlde bulunursak, denilebilir ki sol-Guomindangçılar ile Kemalistler arasında fark neredeyse, mesela, aşağı yukarı 1905 Rusya'sındaki devrimci Narodnikler ve Kadetler arasında var olmuş olan farklılık gibidir. Bu arada bu durum da komünistlerden hiç kimsenin henüz komünistlerin Kemalist Parti'ye katılımı konusunda geveleyememişken, komünistlerin Guomindang'a katılımı meselesinin konuşulabildiğini ve konuşulması gerektiği gerçeğini açıklayabilmelidir.

Zinov'yef yoldaş bir yandan Türkiye ve Çin arasındaki, diğer yandan da sol-Guomindang ile Kemalistler arasındaki bu temel farkı nasıl "unutabilir"?

Devrimci Guomindang, şehir ve kır küçük-burjuvazisinin proletarya ile blokunun partisi, devrimci Narodniklerle Komünistlerin blokunun partisidir.

Zinov'yef yoldaşın hatası, Guomindang'ın sınıf karakterini anlayamaması, Türkiye ile Çin'i, devrimci Narodniklerle anti-devrimci Kadetleri karıştırması ve nihayetinde onları tek bir yumak haline getirmesidir.

(...)"


Kaynak: Из протокола № 101 заседания Политбюро ЦК ВКП(б). О тезисах Г. Зиновьева и Л. Троцкого по китайскому вопросу. 12 мая 1927 г. (Rusça)

11 Şubat 2024 Pazar

NE İÇİN ÇIKIYORUZ?

 Merhaba,


Blog, isminden de görülebileceği üzere, bundan sonra ilgimizi çeken, karar verdiğimiz çevirilerimizi yayınlayacağımız bir blog olacaktır. Öncesinde çevirilerimizi diğer blog'umuzda yayınlıyorduk. Lakin orada yayınladıklarımız, sadece devrimci ve komünist içerikli yayınlardı. Burada sadece bunları değil, genel olarak her türlü ilgi çekici şeyi yayınlayacağız. Mesela, bu bir devrimci ve/veya komünist parti/örgütün dokümanı da, Stalinist Büyük Sovyet Ansiklopedisi'nden bir madde de, önemli bilgiler içeren akademik bir makale de olabilir. Ha keza, Marksizmin klasiklerinden olmayan, hatta ona karşı olan (mesela Trotskiy'in oportünist Menşevik döneminden) eserler de konulabilir. Burada mesele illa doğruluğu yanlışlığı, veya yanlışsa illa teşhir ve tecridi üzerinden değil, kayda değer oluşu üzerinden ele alınmaktadır. Bu açıdan amacımız, devrimci düşünce ve bilgiye, kendisi olmasa bile tartışılmasıyla katkı sunabileceğine inandığımız herhangi bir eserin kazandırılmasıdır.


Tabii bu konuda şu soru sorulabilir: "E iyi de, Marksizmin klasiklerinin o kadar eseri varken, bunlara ne gerek var?" Öncelikle şunu söyleyelim, biz Marksizmin klasiklerini kategorik olarak dışarıda bırakmıyoruz. Bunlardan da çevrilebilir. Lakin yine de bu işin daha kolektif ve daha sorumlu yapılması gerektiğini düşünmekteyiz. Bu açıdan, bunu sağlama olanaklarından yoksunuz. Kaldı ki, aynı soruyu biz sormak istiyoruz: Marksizmin klasikleri sadece çevrilip kitap olarak satılmak için mi vardır? Birçok dilde Marksizmin klasiklerinin eserlerinin transkribe edildiği siteler varken, tek tük birkaç sitenin çok kısıtlı katalogu hariç, bizde bu konu neden hiç ilerlememiştir? Kuşkusuz her şey internetten okunamaz, bazen cidden (bilhassa odak, görme vb. sorunu olanlar için) kitap gerekir. Lakin bu gereksinimi aşan yığınla makale, yazı vb. de çevrilebilir. Maalesef, Marksizmin klasiklerini çeviri ve kar amacı gözetmeksizin kamuya açma meselesinde ülkemizde ciddi eksiklik vardır. Bu kimilerince salt kar amacı gözetildiği için değildir, bu yönde bir çalışmaya (özellikle ülkede hareketin şimdiki halini düşününce) sürekliliği sağlanmış şekilde girişmek için olanaklardan eksik olunuşu da büyük oranda etkilidir; bilhassa siyasi hareketlerde başat olan gerekçe de budur. Yine de bu da bağcıyı dövme kolaylığına kaçmak olur. "İlk taşı önce günahsız olanınız atsın." (Yohanan 8:7) Herkes sorumludur ve kimse başkasına sorumluluk yüklememelidir.


Hem, Marksizmin klasiklerinin tahminen az olabileceği ihtimali, diğer çevirilerin gereksiz olacağını düşündürmemelidir. Mesela üzerinde çok laf kalabalığı yapılsa da aslı çevrilmemiş bir eser varsa, bir kere bunun çevrilmesi geç kalınmış bir ödevdir. Örnek vermek gerekirse: Sovyetlere bir konuda saldırılıyorsa ama bu saldırı iki ayak üzerine dikilmemişse, temelsizse, saldırıyı yapan okuyucusuna düzgün bir referans materyali sunamamışsa bu sadece ikiyüzlülüktür. İşimize gelsin veya gelmesin tartışmanın doğru bir zemine çekilebilmesi için öncelikle üzerinde konuşulan yazı çevrilmelidir. Birincil kaynaktan değil de ikincil, üçüncül, hatta dördüncül kaynak üzerinden dönen bir tartışma, ne kadar sağlıklı olabilir ki?


Maalesef Marksist yazım işi "akademi" kriterlerine ve "akademi"nin "alıntı sınırı" kurallarına uydukça bu daha da güçlenmiştir. Elbette ki uzun uzun alıntılarla yazı bir alıntılar derlemesine çevrilmemelidir, lakin burada hiç yoktan uygun bir şekilde bu iş yapılmalıdır. Bu yapılmıyorsa, yazının okunurluğuna dikkat ediliyorsa ilgili alıntılar mesela ek okuma parçası olarak verilebilir. Maalesef bu türde bir uygulama da yapılmamaktadır.


İşte bunlardan dolayı herkesten ve her şeyden çeviri olabilir. Lakin burada cidden kayda değer bir şeyse çevirme programına alacağız. Mesela, salt dedikodu olan, hiçbir değeri olmayan bir parçayı-eseri çevirmektense aynı amaca hizmet eden ama daha tumturaklı bir eseri çevirip, onu mesela sunuşta aynı şekilde ama geçerken zikredebiliriz. Tabii bu da kesin bir kural değildir. 


Çevirilerin sıklığı ve yaygınlığı konusunda bir vaatte bulunamıyoruz, çünkü kısmen elimizde olmayan nedenlerden dolayı, kısmen de şahsi yetersizliklerimiz/gayretsizliklerimiz yüzünden (spesifik olarak şu şu çevrilecek demesek de) öncesinde şu şu konuda daha da çeviriler çıkacak şeklinde vaat ettiğimiz birçok dokümanı çeviremedik-yayınlayamadık. Bunda sorumluluk, bizim tarafımızdadır, izahı ve mahzuru yoktur. Lakin hal-i hazırdaki gerçek de budur.


Blog genelde kendi çevirilerini sunmaya çalışacaktır ama bundan başka kaynakları tam ve nizami sunulmak şartıyla çeşitli okuma parçaları da sunulabilir.


TDH merkezli tarihi dokümanları ilk blog'da fırsat buldukça yayınlamaya devam edeceğiz. İkinci blog (henüz daha yayınlanmadı) daha serbest olarak, kendi araştırma ve çalışmalarımızı, notlarımızı, tasniflerimizi yayınlayacağız (mesela: falanca dergisinin detaylı index'i gibi parçalardan tutun da, falanca hareketin yayınları listesine, ondan da tarihe not şeklindeki kimi başka şeylere kadar). Bu blog'lar kardeş blog'larımız olduğu halde, illa gidin okuyun da demiyoruz. Mesela bir çeviri için gelen kişiyi, bunu da oku diye boğmak istemiyoruz. İsteyen gidip okuyabilir.


Faydalı, üretken bir çalışma yürütmek, sizden de bu yönde teşvik edici eylemler görmek isteriz.


Saygılarımızla.


EDİTÖR

2024.02.12.