Merhaba,
Blog, isminden de görülebileceği üzere, bundan sonra ilgimizi çeken, karar verdiğimiz çevirilerimizi yayınlayacağımız bir blog olacaktır. Öncesinde çevirilerimizi diğer blog'umuzda yayınlıyorduk. Lakin orada yayınladıklarımız, sadece devrimci ve komünist içerikli yayınlardı. Burada sadece bunları değil, genel olarak her türlü ilgi çekici şeyi yayınlayacağız. Mesela, bu bir devrimci ve/veya komünist parti/örgütün dokümanı da, Stalinist Büyük Sovyet Ansiklopedisi'nden bir madde de, önemli bilgiler içeren akademik bir makale de olabilir. Ha keza, Marksizmin klasiklerinden olmayan, hatta ona karşı olan (mesela Trotskiy'in oportünist Menşevik döneminden) eserler de konulabilir. Burada mesele illa doğruluğu yanlışlığı, veya yanlışsa illa teşhir ve tecridi üzerinden değil, kayda değer oluşu üzerinden ele alınmaktadır. Bu açıdan amacımız, devrimci düşünce ve bilgiye, kendisi olmasa bile tartışılmasıyla katkı sunabileceğine inandığımız herhangi bir eserin kazandırılmasıdır.
Tabii bu konuda şu soru sorulabilir: "E iyi de, Marksizmin klasiklerinin o kadar eseri varken, bunlara ne gerek var?" Öncelikle şunu söyleyelim, biz Marksizmin klasiklerini kategorik olarak dışarıda bırakmıyoruz. Bunlardan da çevrilebilir. Lakin yine de bu işin daha kolektif ve daha sorumlu yapılması gerektiğini düşünmekteyiz. Bu açıdan, bunu sağlama olanaklarından yoksunuz. Kaldı ki, aynı soruyu biz sormak istiyoruz: Marksizmin klasikleri sadece çevrilip kitap olarak satılmak için mi vardır? Birçok dilde Marksizmin klasiklerinin eserlerinin transkribe edildiği siteler varken, tek tük birkaç sitenin çok kısıtlı katalogu hariç, bizde bu konu neden hiç ilerlememiştir? Kuşkusuz her şey internetten okunamaz, bazen cidden (bilhassa odak, görme vb. sorunu olanlar için) kitap gerekir. Lakin bu gereksinimi aşan yığınla makale, yazı vb. de çevrilebilir. Maalesef, Marksizmin klasiklerini çeviri ve kar amacı gözetmeksizin kamuya açma meselesinde ülkemizde ciddi eksiklik vardır. Bu kimilerince salt kar amacı gözetildiği için değildir, bu yönde bir çalışmaya (özellikle ülkede hareketin şimdiki halini düşününce) sürekliliği sağlanmış şekilde girişmek için olanaklardan eksik olunuşu da büyük oranda etkilidir; bilhassa siyasi hareketlerde başat olan gerekçe de budur. Yine de bu da bağcıyı dövme kolaylığına kaçmak olur. "İlk taşı önce günahsız olanınız atsın." (Yohanan 8:7) Herkes sorumludur ve kimse başkasına sorumluluk yüklememelidir.
Hem, Marksizmin klasiklerinin tahminen az olabileceği ihtimali, diğer çevirilerin gereksiz olacağını düşündürmemelidir. Mesela üzerinde çok laf kalabalığı yapılsa da aslı çevrilmemiş bir eser varsa, bir kere bunun çevrilmesi geç kalınmış bir ödevdir. Örnek vermek gerekirse: Sovyetlere bir konuda saldırılıyorsa ama bu saldırı iki ayak üzerine dikilmemişse, temelsizse, saldırıyı yapan okuyucusuna düzgün bir referans materyali sunamamışsa bu sadece ikiyüzlülüktür. İşimize gelsin veya gelmesin tartışmanın doğru bir zemine çekilebilmesi için öncelikle üzerinde konuşulan yazı çevrilmelidir. Birincil kaynaktan değil de ikincil, üçüncül, hatta dördüncül kaynak üzerinden dönen bir tartışma, ne kadar sağlıklı olabilir ki?
Maalesef Marksist yazım işi "akademi" kriterlerine ve "akademi"nin "alıntı sınırı" kurallarına uydukça bu daha da güçlenmiştir. Elbette ki uzun uzun alıntılarla yazı bir alıntılar derlemesine çevrilmemelidir, lakin burada hiç yoktan uygun bir şekilde bu iş yapılmalıdır. Bu yapılmıyorsa, yazının okunurluğuna dikkat ediliyorsa ilgili alıntılar mesela ek okuma parçası olarak verilebilir. Maalesef bu türde bir uygulama da yapılmamaktadır.
İşte bunlardan dolayı herkesten ve her şeyden çeviri olabilir. Lakin burada cidden kayda değer bir şeyse çevirme programına alacağız. Mesela, salt dedikodu olan, hiçbir değeri olmayan bir parçayı-eseri çevirmektense aynı amaca hizmet eden ama daha tumturaklı bir eseri çevirip, onu mesela sunuşta aynı şekilde ama geçerken zikredebiliriz. Tabii bu da kesin bir kural değildir.
Çevirilerin sıklığı ve yaygınlığı konusunda bir vaatte bulunamıyoruz, çünkü kısmen elimizde olmayan nedenlerden dolayı, kısmen de şahsi yetersizliklerimiz/gayretsizliklerimiz yüzünden (spesifik olarak şu şu çevrilecek demesek de) öncesinde şu şu konuda daha da çeviriler çıkacak şeklinde vaat ettiğimiz birçok dokümanı çeviremedik-yayınlayamadık. Bunda sorumluluk, bizim tarafımızdadır, izahı ve mahzuru yoktur. Lakin hal-i hazırdaki gerçek de budur.
Blog genelde kendi çevirilerini sunmaya çalışacaktır ama bundan başka kaynakları tam ve nizami sunulmak şartıyla çeşitli okuma parçaları da sunulabilir.
TDH merkezli tarihi dokümanları ilk blog'da fırsat buldukça yayınlamaya devam edeceğiz. İkinci blog (henüz daha yayınlanmadı) daha serbest olarak, kendi araştırma ve çalışmalarımızı, notlarımızı, tasniflerimizi yayınlayacağız (mesela: falanca dergisinin detaylı index'i gibi parçalardan tutun da, falanca hareketin yayınları listesine, ondan da tarihe not şeklindeki kimi başka şeylere kadar). Bu blog'lar kardeş blog'larımız olduğu halde, illa gidin okuyun da demiyoruz. Mesela bir çeviri için gelen kişiyi, bunu da oku diye boğmak istemiyoruz. İsteyen gidip okuyabilir.
Faydalı, üretken bir çalışma yürütmek, sizden de bu yönde teşvik edici eylemler görmek isteriz.
Saygılarımızla.
EDİTÖR
2024.02.12.